Kış Uykusu hakkında

Nuri Bilge Ceylan Kış Uykusu

Kış Uykusu

Az önce “Kış Uykusu”ndan uyandım, kesinlikle sinema tarihine geçecek bir seyir deneyimi sunuyor Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü’nden sonra bu gelir dsalfsadfsaaskdf yok lan  

Bana kalsa filmi net 1 saat kısaltırdım. Demet Akbağ’ın karakterini ve tüm muhabbetlerini komple filmden çıkarırdım.. Bir de ilk kurgu 4 saat 30 dakikaymış sonradan 3 saat 16dk’ya indirilmiş. Bu -kısa- hali. Oha  Bir extended edition’u çıksa da izlesek  Senaryoya gelirsek o güzel. Yılkı atı bulmaya çalışan bir simyacının hayatına tanıklık ediyoruz. Yıllar önce bir tiyatro oyunu sırasında söylediği sihirli sözcükler, ona dönüştürme yeteneği kazandırmış. Bu kelimelerle kendine ıssız bir otel yaratıp orada yaşamaya başlamış. Otelde hizmetçiler, kardeşi ve karısı yaşıyor. Adam bir yılkı atı yakaladıktan sonra, atın yeterli olgunluğa erişip bir unicorn olmasını bekliyor. Bu süreç tamamlandığında unicorn’u doğaya salıp onun yerine bir tavşan avlıyor, tam da eşi(karısı) ondan zihinsel olarak ayrıldığı sırada. Kadın fiziksel olarak gidemiyor, neden mi? Çünkü tavşanlar simyayla genç kız arkadaşlara dönüşebilen canlılar, ve o kız bir tavşan. Bu kızın miadı dolduğunda yeni bir tavşan dönüştürüp kendini tatmin etmek istiyor baş karakter. Alice’in düştüğü gibi, kendisi de bir zamanlar tavşan deliğinden düşmüş ve bu gizem sürüp gidiyor…Bu olayların arasında ilk tavşan(eş) ego krizleri yaşıyor. Değerli hissetmek istiyor, yavru tavşanlara yardım edip kendini gerçekleştirmek istiyor ama nafile… Filmin sonunda, olay akışında anlayamadığımız-pek de görmediğimiz detayları/duyguları dış sesle veren yönetmenimiz, yeni tavşanlara yelken açıyor. Bu arada, keşke filmin sonunda görünen köyden kameraya doğru yürüyen bir adam olsaydı, “Uzak”a ve Mehmet Emin Toprak’a selam çaksaydı Nuri Bilge reyis  buradaki baş karakter de İstanbul’a gidicem diyor ya… filmin en hoş anı olabilirdi ama düşünmüyorlar böyle şeyleri.

Yorum yaz

×